Tiroit Nodüllerine Yaklaşım


Tiroid nodülleri, tiroid bezinde oluşan ve bezin normal dokusuna benzemeyen, farklı büyüklükte, yuvarlak veya oval kitlelerdir. Toplumda çok yaygın olup, sıklığı önemli ölçüde çalışmanın yapıldığı bölgenin iyot alımına ve nodüllerin saptanması için kullanılan yönteme bağlı olarak değişmektedir.

Tiroid nodüllerine iyot eksikliği bölgelerinde, kadınlarda, yaşlılarda, radyasyona maruz kalanlarda daha sık rastlandığı bilinmektedir.

Triod Hastalıkları ve Nodülleri ile ilgi Bilgi Almak ve Ameliyat için 0551 907 30 68

Tiroit nodülünün sebebi nedir?

Tiroit nodüllerinin henüz sebebi tam olarak açıklanabilmiş değildir. Günümüzde en önemli endokrin problemlerin başında gelmektedir. Her 10 kişiden birinde tiroit nodülü görülmekte olup bunların % 10 unda tiroit kanseri tespit edilmektedir. Kanser olmayan nodüllere kolloid nodül, içinde kan ya da sıvı bulunana tiroit kisti, tiroit salgılayana da otonom nodül denir. Otonom nodüller arada sırada hipertiroidi oluşturabilirler. Tiroit kanseri olmayan tiroit nodüllerinin sebebi henüz net olarak anlaşılamamıştır. Tahmin edilen bazı sebepler arasında diyetteki iyot yetersizliği, otoimmün tiroiditler, genetik defektleri saymak mümkündür.

 

Nodüllerin çeşitleri:

·         Katı (solid)

·         Yarı katı (semi-solid)

·         Sıvı içerikli (kistik)

olmasına göre üçe yarılır. Nodüllerin sınırları çoğunlukla net olarak sağlam tiroid dokusundan ayrılabilir; ancak bazı nodüllerin sınırlarını ayırt etmek güç olabilir.  Nodül her zaman elle muayene ile ve dışarıdan fark edilemeyebilir. Zehirli guatr ve Hashimato hastalığında (Hashimato tiroiditinde) ultrasonografik incelemede yalancı nodüller (psödonodüller) görülebilir. Bu yalancı nodüller tedavi ile kısmen düzelebilir.


TİROİD NODÜLLERİN TANISI

ULTRASOUND

Yüksek rezolüsyonlu USG’nin yaygın kullanımıyla tiroid nodüllerinin saptanma sıklığı artmıştır. USG ile tiroid volümü, nodül sayısı, boyutu, yapısı (solid, kistik, mikst), LAP varlığı değerlendirilir. Klinik muayene ile ya da insidental olarak USG ile saptanan her nodülün değerlendirilmesinde temel sorun nodülün benign ya da malign olduğunun belirlenmesidir.

Nodüllerin değerlendirilmesinde kullanılan ultrasonografik kriterler: Ekojenite, kenar özellikleri, periferik halo, mikrokalsifikasyon varlığı, nodülün kanlanma özellikleri, invazyon açısından komşu dokular ile ilişkisidir. Tiroid nodülünün solid ve kistik komponent içermesi, hipoekoik özellikte olması, kenar düzensizliği, kalın düzensiz yer yer kesintiye uğrayan halo, ince punktat şeklinde milimetrik boyutta kalsifikasyonlar ve renkli Doppler incelemede nodül içerisinde artmış kanlanmanın olması maligniteyi destekleyen sonografik bulgulardır.

Tiroid Sintigrafi

Radyoizotopların tutulumuna göre tiroid nodülleri üçe ayrılır:

1. Hipoaktif veya “soğuk” (%80-85)-nodül radyoizotopu çevre dokuya göre az tutar veya tutmaz.

2. Normoaktif veya “ılık” (%10-15)-radyoizotop tutulumu nodül dışı tiroid dokusuyla benzerdir.

3. Hiperaktif veya “sıcak” (%5-10)-radyoizotop tutulumu nodülde, nodül dışı tiroid dokusuna göre artmıştır.

Soğuk Nodüllerin malign karakterli kötü huylu tiroid nodülü olma olasılığı diğerlerine göre daha sıktır. Bu nedenle en büyük soğuk nodüle TİİAB yapılması önerilir.

Tiroid İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (TİİAB)

TİİAB tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde, benign-malign ayırımında, cerrahi tedavi gerektiren hastaların seçiminde ilk sırada kullanılan, çok değerli bir yöntemdir. Tiroid kanserlerin saptanmasında ortalama duyarlılığı %83 (%65-98), özgüllüğü %92 (%72-100), tanısal doğruluk oranı %95 olarak saptanmıştır.

Pek çok geniş TİİAB serilerinin değerlendirilmesinde nodüllerin:

• %70 (%53-90)’i benign,

• %4 (%1-10)’ü malign,

• %10 (%5-23)’u şüpheli veya belirsiz (folliküler veya Hürthle hücreli tümor yönünden),

• %17 (%15-20)’sinin yetersiz materyal olarak rapor edildiği görülmüştür.

Biyopsi materyalinin yeterli denmesi için 10-20 iyi korunmuş, folliküler epitel hücreleri içeren, en az altı hücre topluluğu görülmelidir. Yetersiz materyal en sık yalancı negatif sonuç nedenidir. Bu durumda TİİAB tekrarlanmalıdır. Biyopsi tekrarı USG eşliğinde yapılırsa nondiagnostik sonuç oranının %15’ten %3’e indiği gösterilmiştir. Biyopsi sonucu ısrarla nondiagnostik olan nodüllerin %50’sinin malign olduğu saptanmıştır. Bu nedenle bu hastalar cerrahi tedaviye verilmeli veya yakın takip edilmelidir.

Palpe edilemeyen, küçük (< 1-1.5 cm), kistik ve mikst nodüllerde TİİAB USG eşliğinde yapılmalıdır. Kistik ve mikst nodüllerde kist duvarından ve nodülün solid kısmından materyal alınmalıdır. Kistik sıvı tamamen aspire edilerek patolojiye gönderilmelidir. Çok sayıda nodül (multinodüler guatr, MNG) varlığında USG (Doppler) ile malignite göstergeleri yönünden nodüllerin değerlendirilmesi önerilir. Ancak tiroid USG tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde biyopsiye alternatif değil, tamamlayıcı bir yöntemdir. Bu nedenle MNG’de de mümkünse erişilebilen tüm nodüllerden ayrı, ayrı biyopsi yapılması önerilir.

Tiroid nodüllerinin TİİAB ile papiller, medüller ve anaplastik karsinom tanınırken, folliküler karsinom tanısı konamaz. Folliküler karsinom tanısı için vasküler veya kapsül invazyonu gösterilmelidir.
TİİAB materyalinde ise bunların görülmesi mümkün değildir ve materyal “folliküler neoplazm” olarak tanımlanır. Folliküler neoplazm olarak tanımlanan nodüller malignite yönünden şüpheli gruba girenlerdir. Bu hastalarda cerrahi tedavi önerilir. Folliküler neoplazm nedeniyle ameliyat edilen hastalın %20-25’inde folliküler karsinom, geri kalan %75-80’inde benign patoloji sonucu çıktığı bildirilmiştir.

TİROİD NODÜLLERİN TEDAVİSİ

Cerrahi Tedavi

Cerrahi tedavi gerektiren durumlar aşağıda sıralanmıştır :

• Tiroid İnce İğne Aspirasyon Biopsisi sonucu malign veya malignite yönünden şüpheli olan nodüller.

• Disfaji, dispne, disfoni gibi bası semptomlarının varlığı.

• Büyük toksik nodüle bağlı hipertiroidi veya MNG’ye hipertiroidi eşlik ediyor ise.

• Nodülün boyutunun 3 cm ve üzerinde olması.

• En az üç kez yetersiz, nondiagnostik TİİAB sonucu.

• L-T4 tedavisi altında veya ilaçsız takipte büyüyen nodüller.

• TİİAB sonucu benign de olsa, malignite yönünden klinik şüphenin devam etmesi.

Medikal Tedavi

L-T4 Tedavisi: Sitolojik olarak benign olduğu gösterilmiş tiroid nodüllerinin medikal tedavisi için
L-T4 ile TSH süpresyon tedavisi yıllardır kullanılmaktadır. TSH tiroid follikülleri için majör bir stimülatör ve regülatördür. TSH süpresyonu ile var olan nodüllerin küçülmesi veya büyümemesi ve yeni nodül gelişiminin engellenmesi amaçlanır. Ancak bu tedavinin etkinliği yönünden literatür verileri çelişkilidir. L-T4 tedavisinin başarı kriteri altı aylık tedavi ile nodül çapının veya volümünün %50 oranında azaltılmasıdır. Dokuz çalışmanın sonuçlarını değerlendiren bir meta-analizde 6-12 ay L-T4 tedavisi ile nodül çapında %50 azalma olmadığı, ortalama %34 azalma olduğu belirtilmiştir. L-T4 tedavisinin otoimmün zeminde gelişen nodüllerde daha etkin olduğu ileri sürülmüştür (18). Klinik gözlemler, küçük (< 2 cm) ve yeni oluşmuş nodüllerde L-T4 tedavisinin daha etkili olduğunu, büyük ve fibrotik nodüllerde ise pek etkili olmadığını göstermiştir. Verilecek doz 1.5-2 µg/kg/gün olarak önerilse de, her hastada L-T4 dozu TSH düzeyine göre ayarlanmalıdır. Tedavi sırasında sT3 düzeyi normal değerler içinde, TSH’yi normal değerlerin alt sınırında (yaklaşık 0.2-0.4 IU/L civarı) tutulması önerilir. Koç ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada tiroid nodüllerin tedavisinde L-T4 düşük dozda (TSH- 0.4-0.6 IU/L arasında tutacak şekilde) ve yüksek dozda (TSH-≤ 0.01 IU/L olacak şekilde) verilmiş ve nodül volümünde benzer azalma saptanmıştır. Bu nedenle benign tiroid nodüllerin tedavisinde L-T4 verilecek ise, parsiyel TSH süpresyonu sağlanacak şekilde verilmesi genel kabul görmüş görüştür. L-T4 tedavisi verilsin veya verilmesin, benign tiroid nodüllü hastalar periyodik fizik muayene, TSH düzeyi ve USG ile takibe alınmalıdır. Takipte nodül boyutunda büyüme olmadıkça TİİAB tekrarı önerilmez.
L-T4 tedavisi altında olan veya ilaçsız takip edilen nodüllerde büyüme olursa TİİAB tekrarı ve cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Yaşlılarda (> 50 yıl) ve postmenopozal kadın hastalarda atriyal fibrilasyon ve kemik kaybı oranı yüksek olduğu için tiroid nodüllerin tedavisinde L-T4 önerilmemelidir. Yine düşük etkinliği ve olası yan etkileri nedeniyle bu tedaviyi hiç önermeyen otörler de vardır.

Radyoaktif iyot tedavisi: Otonom fonksiyone tiroid nodüllerinde tedavi kararı tirotoksikoz varlığı ve/veya nodül boyutuna göre verilir. Küçük otonom fonksiyone tiroid nodüllerinde (< 2.5-3 cm) hipertiroidi gelişme riski %2-5 iken, 3 cm ve üzerinde olanlarda bu oran %20-30 olarak bildirilmiştir. Küçük otonom fonksiyone nodüllerde radyoaktif iyot tedavisi verilirken, büyük nodüllerde (3-4 cm ve üzeri) cerrahi tedavi önerilir.

Perkütan etanol enjeksiyonu ve laser fotokoagülasyon: Bazı merkezlerde kullanılan perkütan etanol enjeksiyon yöntemi, koagülasyon nekrozu yolu ile, uygulandığı nodüllerde küçülmeye neden olur. Cerrahi tedaviyi kabul etmeyen veya cerrahi tedavi için riskli hastalarda alternatif tedavi yöntemi olabilir. Yine bu durumlarda laser fotokoagülasyon (laser termal ablasyon) tedavi yöntemini kullanan merkezler vardır. Ancak bu tedavi yönteminin sonuçları ile ilgili henüz yeterli veri yoktur.

Ne Aradılar:

  • hipoekoik nodül nedir
  • hipoekoik nodül
  • hipoekoik solid nodül
  • izo hipoekoik nodül nedir
  • hipoekoik nedir
  • nodl
  • kistik komponent nedir
  • hipoekoik solid nodul nedir
  • hipoekoik
  • mng tiroid nedir

Sonhabeizle.com Son Haberler

Etiketler:, ,
16 Yorum/Soru
  1. 08 Ağustos 2012
    • uzmanasor 07 Eylül 2012
  2. 18 Ekim 2012
    • uzmanasor 20 Ekim 2012
  3. 19 Kasım 2012
    • uzmanasor 20 Kasım 2012
  4. 20 Kasım 2012
  5. 26 Kasım 2012
    • uzmanasor 26 Kasım 2012
  6. 30 Aralık 2012
    • uzmanasor 02 Ocak 2013
  7. 19 Ocak 2013
  8. 24 Ocak 2013
  9. 08 Ağustos 2013
  10. 28 Ocak 2014
  11. 30 Ocak 2014

Soru / Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir